Yalnızlıkla savaşan genç bir kızın dramatik hikayesi 1 tekil şahıs
Yalnızlıkla Savaşan Genç Bir Kızın Dramatik Hikayesi (1. Tekil Şahıs)
Hikaye:
Ben, Elif. Sessiz ve sakin, küçük bir kasabanın çocuğu olarak başladım bu hayata. Ama hayatımın en büyük savaşı, belki de bu küçük kasabada filizlenen yalnızlık oldu. Adım attığım her sokakta, karşıya geçtiğim her köprüde, hep aynı his… boşluk. İnsanlar beni görse de, aslında beni hiçbir zaman “görmediler”. Kim olduğumu merak eden olmadı. Kimse, “Elif, nasıl hissediyorsun?” diye sormadı. İşte, hikayem buradan başlıyor; yalnızlığın içinde kaybolmuş bir genç kızın hikayesinden.
İlk Çocukluk ve Buğulu Hatıralar
Çocukluğum, bu kasabanın izlerini taşıyan eski bir taş evde geçti. Tahta masanın üzerine dizilen annemin küçük bardaklarından birinin kırılma sesi hala kulaklarımda. O günlerde fark etmiştim: İnsanlar yalnızlık hakkında konuşmaz. Hissedilen yoksunluk geceyi delip geçen bir rüzgâr gibidir; kimse onun varlığını duymaz, ama beni hep sarardı. Geceleri penceremden dışarıya bakardım. O zamanlar bulutlar üzerime — sanki beni boğarcasına — gelirken, yıldızlar bana sessizce hayatta kalmamı fısıldardı.
Liseye Geçiş ve Yalnızlığın Çoğalması
Liseye başladığımda her şey tek kelimeyle hızlandı. İnsanlar beni hemen fark edip “şimdi büyüdün” dediklerinde, keşfetmiştim: Yalnızlığın yeni bir şekli vardı. Artık kimse yalnız bir kızı dikkatle izlemez: Hızlı geçip geçerdi… yaşam beni es geçiyor gibi hep sürdü.