Yahya Kemal Beyatlı’nın “Mohaç’ta Ölmek”, Şiirinden İlham Alarak Yazılmış Öykü:
Giriş:
Şiirin etkileyici mısralarıyla yola çıkarak, tarihin izinde bir öyküye doğru ilerleyeceğiz. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Mohaç’ta Ölmek” adlı şiiri, İstiklal Marşı’nın kabul edilme serüvenini, Mohaç Meydan Muharebesi’ni, zaferi ve şehitleri anlatır. Bu öyküde, şairin dizelerinden ilham alarak, bir kahramanın, bir savaşçının ruhani yolculuğunu ve zaferi anlatan bir hikaye yazacağız.
Öykü:
Yıllar sonra, asker emeklisi olan Ahmet Bey, o kahramanlık timsali sözlerin hala yankılandığı bir gecede gözlerini kapatır ve Mohaç Savaşı’nın tozlu meydanında bulur kendisini. Kudretli Osmanlı ordusunun savaş naraları arasında, o destansı anın içinde hisseder ruhunu.
Kahramanımız:
Ahmet Bey, gençliğinde askerlik ruhuyla dolu, vatanını seven ve bayrak için canını vermekten çekinmeyen gözü pek bir kahramandır. Zafer için her daim hazır, yiğit ve cesur bir savaşçıdır.
Mohaç Savaşı:
Meşhur Mohaç meydanında seslendi savaş mücadelesi. O gün, şehitlerin ardı arkası kesilmezdi. Gül yüzlü yiğitler, o arif püskesinin içinde meleklerle buluşur, cennet kapısından geçerlerdi. Ahmet Bey ve arkadaşları, zaferin koynuna girdiklerinde, gözlerine al kanatlı aşkla bakmayı bilen savaşçılara dönüşürlerdi.
Zaferin Yankıları:
Ahmet Bey, Mohaç meydanında savaşın kızıl sisi arasında yürürken, at kişnemesinin ardında yankılandığını hisseder. Zaferin sesi, ebedî cedlerin ilahileriyle birleşir, nal seslerinin yankısıyla kulakları sağır eder. Toprak, onların hâtırasını şimşek gibi izler.
Sonuç:
Ahmet Bey, o gece Mohaç’ta ölmüş yiğitlerle birlikte, bir hâtıra olarak yaşar. Onların izinden giderek, geçmişin şanlı zaferlerini ruhunda taşır ve vatan aşkıyla yanar. Zaferin ve şehitlerin yankıları, onun gönlünde bir asırlık özlem olarak kalır. Ahmet Bey gibi yiğitler, doğdukları toprağa şimşek gibi bir hâtıra bırakarak, ebediyete intikal ederler.
Bu öykü, şairin büyülü kelimelerinden esinlenerek, geçmişin kahramanlarını ve zaferlerini ruhumuzda yaşatma arzusunu anlatmaktadır. Mohaç Savaşı’nın destansı görüntüsü, Yunus Emre’nin de dediği gibi, “Gel düşelim, Şehitler gibi yâre varalım.” şeklinde ruhlarımıza dokunarak, vatan sevgisinin sonsuzluğunu hatırlatır.