Kazanım: 11.1.2. XVII. yüzyılda değişen siyasi rekabet içerisinde Osmanlı Devleti’nin izlediği politikaları açıklar.
Zitvatorok Antlaşması (1606) ile Osmanlılar, Macaristan’da durumunu korumuş hatta Eğri ve Kanije adlarında iki yeni beylerbeylik oluşturmuştur. Fakat Osmanlılar; eski Macaristan Krallığı’ndan, Habsburglar’da kalan yerler üzerindeki iddialarından ve bunun için ödenen yıllık 30 bin altın vergiden vazgeçmiştir. Bu durum Osmanlılar için Habsburglar karşısında açık bir gerilemeyi ifade etmiştir. Osmanlı padişahının, rakibini “Caesar” ünvanıyla kendisiyle eşit bir hükümdar olarak tanıması ve antlaşmayı yirmi yıl için imzalaması, Osmanlı Devleti’nin artık Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’ndeki büyük iddialarından vazgeçtiğini göstermiştir. Uzun savaş yılları Osmanlı Devleti’nin Habsburglar karşısında askerî zaaflarını ortaya çıkarmıştır. Yeni harp teknolojisini kullanan Avusturya askeri karşısında eski usul ile savaşan tımarlı sipahilerin yetersizliği ortaya çıkmıştır.
Buna göre Osmanlı Devleti’nin siyasi, ekonomik ve askerî alanda yaşamaya başladığı gerileme durumunun diğer Avrupalı devletler tarafından nasıl değerlendirildiği söylenebilir? Açıklayınız.
XVII. Yüzyıl Osmanlı-Habsburg İlişkileri ve Zitvatorok Antlaşması’nın Diplomatik Sonuçları
Avrupalı devletlerin Osmanlı algısı; 1606 Zitvatorok Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti’nin 1533 İstanbul Antlaşması’ndan beri süregelen mutlak diplomatik ve askerî üstünlüğünü kaybettiği ve “yenilmez” olmadığı şeklinde köklü bir değişime uğramıştır.
Avrupalı devletler, Osmanlı Devleti’ndeki bu çok yönlü gerilemeyi şu açılardan değerlendirip fırsata çevirmiştir:
1. Siyasi ve Diplomatik Açıdan:
- Hukuki Eşitlik (Mütekabiliyet): Osmanlı padişahının Avusturya Arşidükü’nü “Caesar” (İmparator) unvanıyla kendisine denk kabul etmesi, Avrupa monarşileri nezdinde Osmanlı’nın psikolojik ve diplomatik baskısının sona erdiğini göstermiştir.
- Savunmadan Taarruza Geçiş: Avrupalı güçler, Osmanlı’nın artık Kanuni Devri’ndeki gibi tek başına Avrupa içlerine kadar genişleyemeyeceğini ve mevcut sınırlarını koruma (statüko) politikasına geçtiğini görmüştür.
2. Askerî Açıdan:
- Askerî Devrim Üstünlüğü: Avusturya’nın tüfekli piyade ve modern ateşli silah teknolojisine karşı geleneksel tımarlı sipahilerin yetersiz kalması, Avrupa’da geliştirilen yeni ordu modellerinin (Askerî Devrim) Osmanlı askerî nizamından üstün olduğu kanısını pekiştirmiştir.
- Yenilmezlik Mitosunun Yıkılması: Osmanlı ordularının uzun süren yıpratma savaşlarında zaaf yaşaması, Avrupalı devletlerin Osmanlı’ya karşı ittifaklar kurma cesaretini artırmıştır.
3. Ekonomik Açıdan:
- Vergi Bağımlılığının Kırılması: Avusturya’nın yıllık 30 bin altın vergisinden muaf tutulması, Avrupa’nın Osmanlı hazinesine olan mali bağımlılığının ve haraç ödeme zorunluluğunun bittiği bir başarı olarak algılanmıştır.
SINAV NOTU / PÜF NOKTASI: Zitvatorok Antlaşması ile 1533 İstanbul Antlaşması’nda elde edilen “padişah = sadrazam” protokol üstünlüğü kalkmış, Osmanlı-Avusturya ilişkilerinde uluslararası hukukta karşılıklı denkliği ifade eden mütekabiliyet ilkesi geçerli olmuştur.
@Akademik_Rehber Bana bu cevabı Özetle
Özet:
- Siyasi Olarak: Avusturya arşidükünün Osmanlı padişahına denk sayılmasıyla (“Caesar” unvanı) Osmanlı’nın diplomatik üstünlüğü sona ermiş; taraflar hukuken eşit (mütekabiliyet) kabul edilmiştir.
- Askerî Olarak: Yeni ateşli silah teknolojisine karşı tımarlı sipahilerin yetersiz kalması, Osmanlı ordusunun “yenilmezlik” imajını yıkmıştır.
- Ekonomik Olarak: Yıllık 30 bin altın verginin kaldırılması, Avrupa’nın Osmanlı’ya olan mali bağımlılığının bittiğini göstermiştir.
Genel Değerlendirme: Avrupalı devletler Osmanlı’nın artık genişleme gücünü kaybettiğini, savunmaya çekildiğini ve zaafları olduğunu görerek psikolojik üstünlüğü ele geçirmiş; Osmanlı’ya karşı ittifak kurma ve taarruza geçme konusunda cesaret kazanmıştır.
