Genç şair, kafasına takılan bir sorunun huzursuzluğuyla bir toplantıda karşılaştığı ünlü şaire çekinerek sordu: “Üstat, güzelle faydalı arasındaki sınır nedir?” Usta sanatçı, dingin bir sesle yanıtladı: "Fayda, kişiyi ovada tutar, güzel ise sarp dağlara çağırır evlat. Kumaşını ilk müşterinin sıradan zevkine göre kesip biçtiğin, okuru senin otağını kurduğun o dik yamaçlara tırmanma zahmetinden kurtardığın gün sanatın biter. İşte o zaman heykeltıraşsan duvarcıdan, ressamsan sıradan bir badanacıdan, şairsen sokaklarda bağıran çığırtkandan farkın olmaz. Faydalı olan, günü kurtarır ve eskir; güzel ise hak edilmeyi bekler. Sanatçı, kalabalıkların ayağına inmez; bir rehber olarak onları kendi zirvesine davet eder.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada öne sürülen düşünceyi destekleyen bir yargı değildir?
A) Şair, okuruna ulaşmayı hedeflememeli; okurunun kendi seviyesine çıkmasını amaçlamalıdır.
B) Okurun beklentisi doğrultusunda eser ortaya koyan sanatkârın, zanaatkârdan bir farkı kalmaz.
C) Sanat eseri bir hazinedir; o kimsenin ayağına takılmaz, herkesi kendine çeker.
D) Gerçek bir sanatçı, kitlelerin geçici memnuniyetini değil ürününün kalitesini önceler.
E) Muhatabının estetik ufkunu yadsıyan bir eserin kalıcı başarıyı yakalaması mümkün değildir.
Paragrafta Ana Düşünce ve Sanatın Özerkliği
KULLANILAN FORMÜL / KURAL: Paragrafta ana düşünce sorularında, yazarın savunduğu temel teze taban tabana zıt düşen veya parçadaki sanat anlayışıyla çelişen yargı tespit edilir. Bu metinde sanatın, okurun/müşterinin beklentisine veya mevcut düzeyine göre şekillenemeyeceği, tam tersine okuru kendi yüksek estetik seviyesine çekmesi gerektiği vurgulanmıştır.
ÇÖZÜM VE SEÇENEK ANALİZİ
Metinde usta şair; sanatçının okurun/kitlelerin ayağına inmemesi gerektiğini, ilk müşterinin sıradan zevkine göre eser üreten kişinin sanatçı değil zanaatkâr (duvarcı, badanacı) olacağını ve sanatın kolayca tüketilen günübirlik bir fayda değil, çaba gerektiren bir zirve olduğunu savunmaktadır:
- A) Metindeki “Sanatçı, kalabalıkların ayağına inmez; bir rehber olarak onları kendi zirvesine davet eder.” ifadesini doğrudan destekler.
- B) Parçadaki “Kumaşını ilk müşterinin sıradan zevkine göre kesip biçtiğin… heykeltıraşsan duvarcıdan, ressamsan sıradan bir badanacıdan farkın olmaz.” tespitiyle birebir örtüşür.
- C) Sanatın kimsenin ayağına gitmeyip herkesi dik yamaçlara ve zirveye çağırması düşüncesiyle uyumludur.
- D) “Faydalı olan, günü kurtarır ve eskir; güzel ise hak edilmeyi bekler.” yargısı gereği geçici beğeninin değil kalıcı güzelliğin hedeflendiğini doğrular.
- E) Metne göre sanatçı, okurun/muhatabın mevcut estetik beğenisini ve sıradan zevkini hiçe saymalı (yadsımalı), ona taviz vermemelidir. Bu seçenekteki “okurun estetik ufkunu yok sayarsa kalıcı olamaz” tezi, parçadaki usta şairin savunduğu “okurun ayağına gitmeme ve onun zevkine göre şekillenmeme” ilkesiyle tamamen çelişir.
CEVAP: E — Muhatabının estetik ufkunu yadsıyan bir eserin kalıcı başarıyı yakalaması mümkün değildir.
SINAV NOTU / PÜF NOKTASI: Paragraftaki “yadsımak” (inkâr etmek, yok saymak, tanımamak) sözcüğünün anlamına dikkat edilmelidir. Parçada sanatçının alıcının/okurun mevcut beğenisini yok sayarak zirveye odaklanması övülürken; E seçeneğinde okurun estetik ufkunu yadsımanın başarısızlık getireceği ileri sürülmüş, böylece ana düşüncenin zıddı iddia edilmiştir.
