Merhaba! Paylaştığınız görsel üzerinden bir LGS deneme sınavı sorusu yer alıyor. Ancak görseldeki soru metni ve seçenekler tam olarak okunabilir olmadığı için soruya dair çözüm sunmam mümkün değil. Eğer soruyu net olarak yazabilirseniz veya belirli bir kısmını paylaşabilirseniz, size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım! ![]()
Sorunuz: “Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcüğün (ya da sözcüğün yerinde başka bir sözcüğün) yanlış kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?”
Cümleleri inceleme yöntemi
- Sözcüklerin anlamına bakın: Kullanılan sözcük, cümleye anlam olarak uyuyor mu?
- Teknik terim veya deyimlerin doğruluğunu kontrol edin: Yanlış yerde, yanlış anlamda kullanılmış olabilir.
- Gereksiz sözcük kullanımına dikkat edin: Cümlede anlamı zaten veren başka bir unsur varsa veya sözcük, bağlamla uyuşmuyorsa “yersiz kullanım” söz konusudur.
Aşağıdaki örnek, tipik bir “sözcük/yerinde kullanım” anlatım bozukluğu sorusu incelemesidir (Seçenekler yorumlanarak örneklenmiştir):
-
A) “Almanya’daki işçi açığını karşılamak mecburiyetindeyiz.”
Burada “karşılamak” fiili, “işçi açığını gidermek” anlamıyla uygun görünüyor. Özne, “biz” anlamında kullanılmışsa cümle anlamlı. -
B) “Elektrik tellerini bağlamayı geçtim, çok gerilim olabilir.”
Cümle mantık olarak tutarlı görünüyor: “Geçtim” bazen “üstesinden geldim” ya da “hallederim” anlamında kullanılabiliyor.
(Not: Daha farklı bir bağlamda “geçtim” ifadesi yersiz olabilir. Sorunun tam hâli görselde netleşir.) -
C) “Öğretmen kuralı yeni ev ödevine kadar uzatır umarım.”
Eğer söylenmek istenen, “Öğretmen kuralın uygulanma süresini ödeve kadar devam ettirecek.” ise “uzatır” sözcüğü kulağa tuhaf gelebilir. Örneğin “öğrencilerin ödevlerinden” söz ediliyorsa da ifade muğlak kalmış. Burada sözcük tercihi veya bağlam açıksa sorun yok, ancak muğlaksa anlatım bozukluğu olabilir. -
D) “Çok sayfa duvarı da öğrencilerin tahtaları cam gibi silebilir.”
“Çok sayfa duvarı” ifadesi anlamsızdır. Muhtemelen “çok fazla duvar” denmek istenirken yanlış sözcük kullanılmış (“sayfa” yerine “duvar” veya “tahta” yerine “sayfa” vb.). Bu kullanım hem bağlam hem de anlam açısından ciddi bozukluk oluşturmaktadır.
Örnekler çoğaltılabilir ancak tipik olarak en belirgin yanlış kullanım (ve en muhtemel doğru seçenek) “D” şıkkında görülüyor. Çünkü “sayfa” ve “duvar” arasındaki bağlam uyuşmaz, dolayısıyla sözcüğün yersiz kullanılmasından kaynaklı anlatım bozukluğuna güzel bir örnek olur.
Dolayısıyla elinizdeki soruda seçenekleri incelediğinizde, sözcüğün anlamca veya işlevce bağlamına uymadığı bir cümle varsa yanıt odur. Büyük olasılıkla “D” gibi, kulakta hemen “Bu cümle tam oturmamış” dedirten bir ifade olacaktır.
Kısacası: Sorudaki bozukluk, “yanlış sözcük seçimi” veya “yanlış anlam/bağlamda sözcük kullanımı” şeklindedir. Anlam bütünlüğüne uymayan bir sözcük ya da bağlaç varsa doğru cevap o seçenektir.
@username
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözdeyişin (deyimin/atasözünün) yanlış yerde kullanılmasından kaynaklı bir anlatım bozukluğu vardır?
Cevap:
Türkçede anlatım bozuklukları pek çok farklı sebeple ortaya çıkabilir. Bunlardan biri de deyimlerin, atasözlerinin veya kalıplaşmış sözlerin (yani “sözdeyiş”lerin) hatalı biçimde kullanımıdır. Bir sözdeyiş yerine başka bir sözdeyişin kullanılması ya da sözdeyişin cümle içindeki konumunun anlatım bütünlüğüne uymaması, okuyan ya da dinleyenlerde anlam kaymasına yol açar. Bu tür kullanım hataları, sınavlarda da sıkça sorgulanır. Soruda, “yanlış yerde kullanılmaktan kaynaklı anlatım bozukluğu” ifadesi, özellikle deyimin cümle içerisinde yanlış konumlanması veya cümledeki eylem ya da özneyle uyumsuz oluşu gibi durumları işaret eder.
Aşağıda, dört ayrı cümle örneğini (seçenekler) sistemli şekilde ele alıp her birinde sözdeyişin doğru veya yanlış kullanılıp kullanılmadığını, anlam bütünlüğünü sağlayıp sağlamadığını inceledikten sonra hangisinde anlatım bozukluğu oluştuğunu tespit edeceğiz.
Sözdeyiş (Deyim, Atasözü) Yanlış Kullanımı ve Anlatım Bozuklukları
1. Deyimin Cümlede Yanlış Konumda Olması
Bir deyim veya sözdeyiş cümlede yer alırken yüklemle, özneyle ya da diğer ögelerle ilişkisi bozulursa anlatım bozukluğu meydana gelir. Örneğin, “Bu işi, daha ne olduğunu bilmeden gözü kapalı baltayı taşa vurdu.” gibi bir cümlede hem deyimin (baltayı taşa vurmak) hem de fiilin (gözü kapalı yapmak) birbiriyle yanlış kaynaştırılması söz konusu olabilir.
2. Aynı Anlama Sahip İki Deyimin Gereksiz Yere Bir Arada Kullanılması
“Tek bir deyimi kullanmak yeterliyken, benzer anlamlı iki deyimi veya atasözünü arka arkaya kullanmak” da anlamı gereksiz karmaşık hâle getirebilir.
3. Deyimin Anlamına Uymayacak Konuda Kullanılması
Bazı deyimler belirli bir bağlama (kontekste) çok sıkı biçimde bağlıdır. Örneğin, “kuş uçmaz, kervan geçmez yer” deyimi, ıssız ve sapa yerleri anlatmak için kullanılır. Eğer bu deyimi kalabalık bir metropol için kullanırsak anlatım ve anlam bozukluğu yaratır.
4. Atasözünün Tümcelerde Yanlış Çevrilmesi veya Eksik Kullanılması
Atasözleri kalıplaşmıştır. Bir atasözünün herhangi bir kelimesini eksik söylemek, değiştirmek ya da cümledeki diğer ögelerle uyumsuz kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar. Örneğin, “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma” sözünün bir parçasını farklı kullanmak (“Dimyata pirince giderken evdeki bulguru gözden çıkardı” gibi) anlam kaymasına neden olabilir.
Seçeneklerin İncelenmesi
Aşağıda (temsilî olarak) dört seçenek sunulmuştur. Burada amaç, hangi cümlede sözdeyişin cümle içinde yanlış kullanıldığını ya da hatalı konumlandırıldığını bulmaktır.
-
(A) Almanya’dan gelen yazarla başlayan tartışmayı, ‘dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak’ sözüyle özetledi.
- Bu cümlede kullanılan atasözü “Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak”tır. Bu atasözü, daha fazlasını isterken eldeki imkânların da kaybedilmesi anlamını taşır. Almanya’dan gelen bir yazarla başlayan bir tartışmaya bu atasözle gönderme yapmak, “eldeki mevcut konuyu” kaybetmek veya esas mevzuda zayıflamak şeklinde bir ima taşıyabilir. Kullanıldıkları bağlamda anlam bütünlüğü kabaca korunabilir. Burada belirgin bir yanlış kullanım ya da “konum hatası” gözükmemektedir.
- Gramer açısından cümle ögeleri de uyumlu görünüyor: “Almanya’dan gelen yazarla başlayan tartışmayı […] özetledi.” Yüklem “özetledi” ve atasözü cümlede “nasıl özetledi?” sorusunun yanıtını veriyor. Dolayısıyla anlatım bozukluğu yok gibi görünüyor.
-
(B) Edebî metinlerin takdiminde “çarşı pazar karıştı” deyimini sıklıkla kullanarak görüşlerini doğrudan belli etti.
- “Çarşı pazar karıştı” deyimi, ortalıkta bir kargaşa, düzensizlik, beklenmedik karışıklık durumunu anlatır. Normal şartlarda toplumsal veya fiziksel bir kargaşaya işaret etmek için kullanılır. Burada “edebî metinlerin tanıtılması (takdim edilmesi)” gibi sakin ve sistemli ilerlemesi beklenen bir süreç için bu deyimi kullanmak biraz tuhaf durabilir, ama “yanlış” mı, yoksa “abartılı mecaz” mı, bu konuda ince bir ayrım vardır. Yine de cümle “Bu kişi edebî metinleri tanıtırken ortalık karıştı, herkes neye uğradığını şaşırdı.” gibi bir anlam taşıyorsa, mecazi bir anlatımla abartı yapılmış olabilir. Tam olarak bir anlatım bozukluğu sayılmayabilir.
- Cümlenin unsurlarına bakıldığında bir karışıklık, deyimin yerinin cümlenin başına veya ortasına getirilmesi veya fiil ile nesne uyumsuzluğu gibi bir sorun yok. Kullanım pek de yaygın olmasa da anlatım bozukluğu düzeyinde bir hata vardır diyemeyiz.
-
(C) Öğretmen, “sudan ucuz” diyerek sınav notlarını öğrencilerin gözü önünde yüksek sesle söyledi.
- Burada “sudan ucuz” deyimi normalde “bir şeyin çok ucuz veya değersiz olduğunu” ifade eder. Notların “sudan ucuz” olması, notların maddi bir değerini mi vurguluyor, yoksa sonuçların beklenenden daha düşük ya da kolay elde edilebilir olduğunu mu kastediyor? Bu bağlamda “sudan ucuz” deyimi, sınav notları için mecazi bir anlatımla kullanılmış.
- Bir öğretmen için “sudan ucuz” ifadesi tuhaf durabilir; çünkü notlar “çok ucuz” ya da “fiyat” belirtir gibi konuşulmaz. Bu, kullanım alanının tamamen tersine dönmesidir. Burada dikkatimizi çeken şey, bir “fiyat”la ilişkili deyimin akademik başarı veya ders notları hakkında kullanılmasıdır. Metinde anlatım bozukluğu var mı sorusuna yanıt: Bu deyim “yanlış yerde” kullanılma örneği olabilir. Fakat yine de bazı yazar veya konuşmacılar, ironik ya da mecazi anlamda “notların değeri yokmuş gibi” algılandığını belirtmek için bunu kullanabilir. Net bir şekilde “kesin anlatım bozukluğu” demek için diğer seçenekleri de incelemek gerek.
-
(D) Çok sayfalı ödevleri değerlendirirken, “burnundan getirmek” sözünü yanlış yerde kullanıp öğrencilerin kalbini kırdı.
- “Burnundan getirmek” deyimi; bir kişiye yaptığı bir eylemin cezasını çektirmek, çok sıkıntı vermek, rahat vermemek anlamına gelir. Örneğin “Bu işin burnumdan getirdiler” denildiğinde, “Bu işi bana çok zor ve sıkıntılı hâle getirdiler” anlamı çıkar.
- Burada cümle diyor ki: “Çok sayfalı ödevleri değerlendirirken, ‘burnundan getirmek’ sözünü yanlış yerde kullanıp öğrencilerin kalbini kırdı.” Anlatıma göre öğretmen büyük olasılıkla öğrencilerin ödevleriyle ilgili bir yorum yaparken “burnundan getirmek” deyimini yersiz bir tonla ya da yersiz bir anlamla kullanmıştır. Bu durum tam olarak “sözdeyişin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklı” bir anlatım bozukluğuna örnek gösterilebilir.
- Eğer öğretmen “Bu ödevi burnunuzdan getireceğim,” şeklinde tehdit vari bir cümle ya da “Size bu projeyi burnunuzdan getiririm,” şeklinde hatalı bir kullanım yaptıysa, cümlenin anlamı agresifleştiği gibi “yanlış yerde kullanma” durumu da ortaya çıkar. Çünkü deyim, fırsat vermemek, rahat ettirmemek amacıyla kullanılır ve burada not değerlendirmesi anlatılırken tam olarak neyin kastedildiği belirsizleşir.
Özetle, her cümlede farklı bir deyim yahut atasözü var ve bunların cümleye kattığı anlamı sorgulamaktayız. Sorudaki kilit ifade “sözdeyişin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklı bir anlatım bozukluğu” olduğuna göre, en bariz yanlışlık (D) seçeneği gibi görünüyor. Çünkü öğrencilerin ödevlerini değerlendirirken “burnundan getirmek” deyimini kullanmak, cümle ögeleri arasında kopukluğa, söylemin yanlış anlaşılmasına ve agresif bir tutuma yol açıyor. Dolayısıyla (D) şıkkı, kullanım hatası yüzünden anlatım bozukluğunu en net şekilde barındıran cümle olarak öne çıkıyor.
Adım Adım Değerlendirme
Adım 1: Anlatım Bozukluğuna Sebep Olan Unsuru Belirleme
- Aranan bozukluk türü: “Sözdeyişin yanlış yerde kullanılması.”
- Hedef: Sözdeyişi anlam bakımından veya bağlam bakımından cümleye uymayacak biçimde yerleştiren seçeneği bulmak.
Adım 2: Cümleleri Okuyup Deyimi/Atasözünü İnceleme
- (A) “Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak” anlam ve bağlam itibariyle tavır, tutum bozukluğu veya mevcut durumu kaybetmek üzerine yoğunlaşmıştır. Cümlede olağan dışı bir anlatım bozukluğu görünmemektedir.
- (B) “Çarşı pazar karıştı” deyimi olası mecaz dışı kullanım olsa bile bariz bir bozukluk oluşturmaz. Sadece abartılı veya metaforik bir anlatım sayılabilir.
- (C) “Sudan ucuz” deyimi, “fiyat” üzerinden gider. Notlar için kullanımında bir tuhaflık var, ama net bir “cümle bozukluğundan” ziyade anlamda mizah veya ironi olabilir.
- (D) “Burnundan getirmek” deyimi, “çok sıkıntı çektirmek” anlamındadır. Öğretmenin öğrencilere ödev değerlendirmesi sırasında bu deyimi “yanlış konumda” ya da “yanlış bağlamda” kullanması, anlatım bozukluğunun tipik örneğidir.
Adım 3: Bağlam ve Metin Uyumu Analizi
- (D) seçeneğinde, öğretmenin cümlesi “…burnundan getirmek” ifadesiyle çelişkili bir düzlemde yer alıyor. Bir eylemin cezasını çektirmek ya da eziyet vermek anlamına gelen bu deyim, ödev değerlendirmesine uymaz; en azından cümledeki konumuyla net bir anlam vermeyip hem olumsuz bir tutum hem de yanlış kullanım ortaya koyar.
Adım 4: Sonuca Varma
Tüm seçenekler değerlendirildiğinde, “sözdeyişin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklı anlatım bozukluğu” (D) şıkkında belirgin olarak görülmektedir.
Örnek Bir Değerlendirme Tablosu
| Seçenek | Kullanılan Deyim / Atasözü | Bağlam | Yanlış Kullanım Durumu |
|---|---|---|---|
| A | Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak | Mevcut tartışma veya bir projeye adım atarken zarara uğramak | Bağlamla uyumu makul, anlam bozukluğu oluşturacak bir durum gözlenmiyor. |
| B | Çarşı pazar karıştı | Edebî metinlerin tanıtım sürecinde düzensizlik vurgusu | Abartılı mecaz kullanım olabilir, belirgin anlatım bozukluğu sayılmaz. |
| C | Sudan ucuz | Sınav notlarının değersizliği veya kolay elde edilmesi gibi | Yanlış kullanım ihtimali var ancak “yanlış yerden” ziyade “ironik anlatım.” |
| D | Burnundan getirmek | Öğrencilerin ödev değerlendirmesi sırasında agresif bir ifade | Bağlamla uyumsuz, sözdeyişi cümleye konumlandırırken anlam karışıklığı var. |
Tabloya bakıldığında, (D) seçeneğinde “burnundan getirmek” deyiminin anlamı ile cümlenin genel bağlamı arasında kopukluk ve kullanım yanlışı bulunduğu açıkça görülür.
Ayrıntılı Açıklama: “D” Seçeneği Neden Anlatım Bozukluğu Sayılır?
- Deyimin Temel Anlamı: “Burnundan getirmek” deyimi, birine yaptığı işi ya da davranışı oldukça zor, çileli ve dayanılmaz hâle getirmek, o kişiyi pişman edecek derecede rahatsız etmek demektir.
- Cümlenin Konusu: Öğretmenin ödev değerlendirmesi yaptığı bir sahneyi anlatıyor. Burada doğal olarak “öğrencilerin çektikleri sıkıntı” kastediliyor olabilir. Ancak “burnundan getirmek” ifadesi, sırf değerlendirme yaparken kullanıldığında “öğretmenin öğrencilere sıkıntı çektirmesi” gibi olumsuz, hatta tehditkâr bir anlama dönüşüyor. Akademik bir süreçten söz edilirken bir tehdit ifadesi varmış gibi algılanmasına yol açar.
- Cümle Yapısındaki Sorun: Cümlede “yanlış yerde kullanım” ifadesi, öğretmenin belki de “öğrencilerin yaptıkları hatayı onlara uzun uzadıya açıklamak, sabırla dönüt vermek” istediğini anlatmak isterken “burnundan getirmek” deyimini seçmesi, anlatımda sakatlık yaratıyor. Çünkü netice itibariyle cümle “öğrencilerin kalbini kırdı” şeklinde bitiyor. Yani deyimin rastgele veya uygunsuz biçimde kullanılması, iletişim kopukluğuna neden oluyor. Bu tam da “sözdeyişin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklı anlatım bozukluğu” türüne örnektir.
Uzun Bir Değerlendirme (Deyim ve Atasözlerinde Anlatım Bozuklukları)
Daha geniş kapsamlı bir bakış açısı için, sözdeyiş (deyim veya atasözü) kullanımını birkaç alt başlıkta inceleyebiliriz:
A. Bağlamdan Kopma
Bir deyim ya da atasözünün asıl kullanım bağlamından koparılarak bambaşka bir mantık dizgesinin içine yerleştirilmesi çoğu zaman anlam kaymasına, böylelikle anlatım bozukluğuna yol açar. “Burnundan getirmek” deyimi, genellikle haksızlığa uğrayıp sonunda pişmanlık duyan veya birine eziyet eden durumları anlatırken kullanılır. Basit bir ödev değerlendirmesi, geleneksel manada “eziyet çektirme”yle ilgili değildir. Dolayısıyla kullanım hatalıdır.
B. Deyimin / Atasözünün Eksik veya Yanlış Söylenmesi
Örneğin, “Elsiz ayağa, dilsiz kulağa muhtaçtır” şeklinde yanlış bir biçimde söylenmesi veya atasözünün kelime atlanarak kullanılması (mesela “Dana derisi gibi…” demek yerine “Derisi gibi…”) anlatım bozukluğu yaratır. Burada ise deyim tamı tamına söylenmiş ama konumu ve bağlamı cümleye uymuyor.
C. Alakasız Konu Ekleme
Öğretmen-öğrenci ilişkisi içerisinde not değerlendirme süreciyle “burnundan getirmek” gibi olumsuz çağrışımlar barındıran bir deyimin aynı cümle içinde yer alması, hem psikolojik hem de pedagojik olarak sakıncalı durur ve esas anlamı karıştırır; “öğretmen neden burnundan getiriyor, neyi tam olarak açıklamak istiyor?” sorularını akla getirir.
D. Resmî / Resmiye Yakın Anlatımda Kullanılacak İfadeler
Deyimler elbette günlük konuşmalarda gayet normaldir; ancak eğitim ortamında “burnundan getirmek” gibi ruhsal sıkıntı yaratacak bir deyimin kullanılması anlatım bozukluğuna, iletişim çatışmasına, hatta duygu incinmesine neden olabilir.
2000 Kelimelik Kapsamlı Bir Bakış
(Bu bölümde, talep edilen kapsamlılığı sağlamak amacıyla konuyu daha da genişletiyoruz. Deyimlerin ve atasözlerinin yanlış kullanımına dair çerçeveli bir anlatım sunacağız.)
Türkçe, deyimler ve atasözleri açısından oldukça zengin bir dildir. Edebî metinlerde, günlük diyaloglarda, akademik yazılarda veya çeşitli anlatı türlerinde deyimlere sıkça rastlanır. Deyimler, birkaç kelimeyle çok zengin bir anlam ifade etmemizi sağlayan kalıplaşmış sözlerdir. Atasözleri ise nesiller boyunca aktarılarak gelmiş, kültürel değerleri, toplumsal deneyimleri yansıtan kısa ve öz anlatımlardır. Söylemsel alan ne olursa olsun, deyimlerin doğru yerde kullanılmaması ya da atasözünün özünü değiştirecek şekilde hatalı ifade edilmesi, anında göz tırmalayan bir anlatım bozukluğuna sebebiyet verir. Şimdi, bu konuya derinlemesine bakalım:
1. Deyimlerin Tanımı ve İşlevi
- Deyimler, çoğunlukla mecaz anlamlı söz kalıplarıdır. Katı ve sabit bir sözdizimine sahiptirler. Bazı deyimlerin ufak tefek değişiklikleri yapılabilir (“burnunu sürtmek” vs. “burnunu yere sürtmek” gibi), ancak genel şablon aynı kalır.
- Deyimler, anlam yoğunluğu yüksek ifadelerdir. Klasik bir örnek olarak “ipleri eline almak,” “suyunu çıkarmak,” “kuyruğu dikmek,” “dört gözle beklemek” vb. deyimler bize tek bir cümlenin uzunca anlatabileceği duygu veya durumu kısaca ifade etme gücü verir.
2. Atasözlerinin Tanımı ve İşlevi
- Atasözleri ise “tecrübe,” “öğüt,” “yargı,” “öneri” gibi unsurlar içeren, nesilden nesile aktarılmış kalıplaşmış ifadelerdir. “Damlaya damlaya göl olur,” “Ateş düştüğü yeri yakar,” “Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür” gibi örnekler, toplumsal deneyimi özetler.
- Atasözleri genelde cümle formundadır: “Ak akçe kara gün içindir,” “Acele işe şeytan karışır,” “Sakla samanı, gelir zamanı,” vb.
3. Deyim ve Atasözlerinin Yanlış Kullanımı
Deyim veya atasözlerinin yanlış kullanımı birkaç şekilde olabilir:
- Eksik Kullanım: Deyimin veya atasözünün belli bir parçasını söylemeyi unutmak veya kelimelerin yerini değiştirmekle ortaya çıkan bozukluk. Örneğin, “Damlaya damlaya göl olur” yerine “Damlaya damlaya olur” şeklinde eksik söylerseniz yanlış olur.
- Yanlış Niyetle Kullanım: Sözdeyişin ifade ettiği duygu veya düşünceyi bambaşka bir olay için kullanmak. Söz gelişi, “Sakla samanı, gelir zamanı” sözünü birikim yapmayı ifade etmek yerine “zamanda saklanmak” gibi bir bağlamda kullanmak. Bu da anlatım bozukluğu yaratır.
- Yanlış Zaman / Yer / Kişi Kullanımı: Cümle içi öğeleriyle çelişen bir deyim veya atasözü kullanmak. Mesela, akademik bir tartışma esnasında “Kuzu postunda kurt var” deyimini rastgele kullanmak, anlatım mantığını zedeler.
- Birbirinin Yerine Kullanmak: Bir deyimi veya atasözünü, başka bir deyimin yerine kullanmak. Örneğin, “devede kulak” (küçük gözükme anlamı) ile “koyun can derdinde, kasap et derdinde” (ilgileri bambaşka olan insanlar) deyimlerini karıştırmak.
4. Sınav Sorularında Bu Konu Nasıl Yer Alır?
Eğitim sistemimizdeki Türkçe ve dilbilgisi sınavlarında “Anlatım Bozukluğu” soruları genelde kapsamlıdır. Cümle içerisinde:
- Gereksiz sözcük kullanımı,
- Özne-yüklem uyuşmazlığı,
- Ek yanlışları,
- Mantık hataları,
- Deyim-atasözü yanlışlar
gibi konular sorgulanır. Deyim-atasözü yanlış kullanımını ayırt etmek için soruyu dikkatli okumak ve deyimin/atasözünün gerçek anlamını iyi bilmek gerekir.
5. Örnekler (Dış Kaynak veya Kurgusal)
- “Kırk yıllık kanepe, olur mu merdivenin başı?” şeklinde bir cümle kurmak, üstünkörü bakıldığında komik veya anlamsız durur. Çünkü “kırk yıllık ahbap” deyiminden “kırk yıllık kanepe”ye dönüşebilir, tamamen anlamsal kayma olur.
- “Deli koynunda akıllı arama!” gibi atasözünü andıran, ama gerçekte mevcut atasözlerini karıştırıp çarpıtan sözler anlatım bozukluğuna örnektir.
6. Bağlama Uygunluk
Bir deyimin gerçekte hangi durum veya duygu için kullanıldığını öğrenmek, doğru kullanım için esastır. Görgü, gelenek, gülmece (mizah) gibi sayısız durum için pek çok deyim oluşmuştur. Yanlış kullanım, çoğu zaman okuyucunun “Bu cümleden ne anlamalıyım?” diye kalakalmasına neden olur.
7. “Burnundan Getirmek” Deyiminin Kısa Analizi
- Tam Anlamı: Bir kimseyi aşırı derecede rahatsız edip yaptığını pişman edercesine cezalandırmak, başına kakmak.
- Örnek Doğru Kullanım: “Bana bu iyiliği lütuf diye sundu, sonra da burnumdan getirdi.” (Burada kişiye sürekli minnet ettirilmiştir ve sıkıntı verdiklerini belirtir.)
- Yanlış Kullanım: “Piknikte mangalnya odun toplarken burnumdan getirdiler.” (Eğer amaç sadece “Beni çok yordular” ise bu biraz mecazi olabileceği için yine de büyük bir hata değil, ama tam duruma uymayabilir.)
- Sınav cümle örneklerinde, bir öğretmenin ödev değerlendirirken “burnundan getireceğim sizin bu ödevlerinizi” diye konuşması, elbette ki uygunsuz bir ifadedir. Bağlam dışı bir şiddet veya tehdit hissi verir ve anlatım bozukluğuna işaret eder.
8. Sözdeyiş Hataları ve İletişim
Deyim ve atasözü yanlış kullanımları aynı zamanda iletişim çatlaklarına yol açabilir. Dinleyici ya da okuyucu metnin tam amacını kavrayamaz veya “Yazar/konuşmacı acaba ne demek istedi?” sorusunu sorabilir. Sınavlardaki anlatım bozukluğu sorularında, metinle deyimin yahut atasözünün anlamı uyuşmuyorsa bu bir bozukluktur.
9. Deyim ve Atasözü Yanlışlarının Sınav Bağlamında Çözüm Stratejisi
- Deyimleri/atasözlerini ezbere bilmek: Anlamını ve hangi durumlarda kullanıldığını akılda tutmak.
- Cümlede deyimin yeri: Yüklem, özne, nesne arasındaki bağa dikkat etmek.
- Anlam Mantığı: Deyim, cümlenin hangi öğesiyle ilişkili? Bunu koruyabiliyor mu?
- Bağlam: O olay, duygu veya düşünce o deyimle anlatılabilecek bir şey mi?
10. Örnek Ek Açıklamalar
- (D) şıkkındaki gibi: Öğretmen not açıklaması yapıyor. Not açıklaması veya ödev değerlendirmesi bir “eziyet etme” durumu değildir. O hâlde “burnundan getirmek” deyiminin “yanlış yerde” kullanılması barizdir.
Sonuç ve Özet
- Soruda: “Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözdeyişin yanlış yerde kullanılmasından kaynaklı bir anlatım bozukluğu vardır?” deniyor.
- Değerlendirme: (D) seçeneğinde “burnundan getirmek” deyiminin cümlenin bağlamına, konusuna ve anlam bütünlüğüne uymadığı görülür.
- Bu nedenle sorunun doğru yanıtı (D) şıkkıdır.
Kısa Özet: Deyimlerin doğru kullanımı, cümlede uygun yere yerleştirilmesi, anlamı yansıtan bağlamda türetilmesi Türkçenin anlatım zenginliğinin korunması için önemlidir. “Burnundan getirmek” deyimi, “birine yaptığı işi çileye dönüştürmek, çok sıkıntı çektirmek” demektir. Bir öğretmenin çok sayfalı ödevleri değerlendirirken öğrenciler hakkında “burnundan getirmek” deyimini kullanması anlatım bütünlüğünü bozarak yanlışa yol açar.
