5. TEMA: DOĞA VE EVREN
Okuma Metni (Sayfa 147)
Acı su kendi kendine kaynayıp kendi kendine akıp gidiyordu.
Aydın’la Erkmen eğilip içine baktılar.
— Peki niye köpükleniyor böyle, hava kabarcıkları çıkıyor?
— Kim bilir, acılığından herhalde.
— Bu kadar duru su nasıl acı olur?
— İç de gör.
Eğilip içtiler. İkisi de yüzünü buruşturdu.
— Allah Allah, bir tuhaf…
— Tadı maden suyu gibi.
— He, maden suyu olmasın bu? (…)
Ne yaparız? diye sordu Aydın. Düşünüp kaldılar.
— Buldum… Giderken bir şişe götürürüz. Babam Ankara’da bunu incelettirir. Eğer maden suyu ise köy zengin oldu gitti. Şişesi elli kuruş…
— Doğru. Büyük bir iş bu, götürelim. Yalnız, kapalı bir şişe ile götürmek gerekir. Gazı uçar sonra.
— Kapalı bir şişe bulamaz mıyız, sıkı mantarlı şöyle?
— Buluruz. Dükkânda vardır. (…)
Hüsam sordu:
— Maden suyu ne?
— İyi su, insana yararlı. Sindirimi kolaylaştırır. (…)
Heyecanlanmışlardı. Yararlı bir buluş yapan insanların kıvancı içindeydiler. (…)
— Önce bilsek, burası kimin acaba
Hüsam cevap verdi:
— Kimin olacak, köyün hayvanları yayılır; köyün ortak malı. Belki orman idaresininkidir. İyi bilmiyorum. (…)
Aydın ellerini birbirine sürttü.
— Babam gelirken dediydi ki: “Dikkatli olun, her gördüğünüz şeyi anlamaya çalışın, köylülere yararlı bir şeyler yapın.” Eğer bu maden suyu ise tam iş yapmış olacağız.
— Hee, bu köy bizi unutmaz gayri. (…)
Aydın’la Erkmen arkalarına bakarak yürüdüler.
— Sahi bu maden suyu mu acaba?
— Olabilir, niye olmasın?
Talip APAYDIN
(Kısaltılmıştır.)
Kitapta kolayca gezin
← Önceki sayfa: 146 ·
Kitap cevapları · Sonraki sayfa: 148 →