Üniversite yerleşkesindeki kütüphanede Felsefe Kulübü tarafından düzenlenen bir programa katılan öğ renciler, felsefe söyleşilerinde ele alınan “Varlık var mıdır?” sorusuna farklı felsefi yaklaşımlarla değinirler. Söyleşiye katılan öğrencilerin görüşleri şu şekildedir:
Ecem: Her şeyin bir maddi karşılığı vardır. Bu nedenle varlık, sadece gözlemlediğimiz ve ölçebildiğimiz şeylerle tanımlanabilir.
Mustafa: Belki de hiçbir şey var değildir ya da varlıklar vardır. Biz bunu başkalarına bildiremiyor olabiliriz.
Selin: Varlık, zihnimizin ürünü olabilir. Belki de dış dünyada var olan şeyler, sadece zihnimizin algıladığı şekliyle vardır. Bu durumda ideal gerçeklik, maddi olandan daha gerçektir.
Sena: Beden ve ruh, birbirinden ayrı varlık alanlarıdır ama bir bütün olarak varlığı oluşturur. Bu nedenle varlık, sadece maddi ya da ideal olamaz.
Melis: Varlık, kişinin kendi varoluşunu nasıl tanımladığıyla ilgilidir. Ben varım çünkü düşünüyorum ve his-sediyorum. Bu benim varoluşumun en temel göstergesidir.
Nazmi: Gerçek varlıklar deneyimlenebilir olanlardır. Bizim algılarımızla varlık kazanan şeyler, fenomenle-rin ötesinde bir gerçekliğe sahip olabilir ama bunu kesin olarak bilemeyiz.
Kerem: Varlık sürekli bir değişim ve dönüşüm içindedir. Bu nedenle varlık statik değil dinamik bir süreçtir. Herakleitos’un dediği gibi “Aynı nehre iki kez giremeyiz.”
10. Ecem’in görüşü, hangi felsefi akımlarla çelişir? Gerekçelendirerek açıklayınız.
11. Melis’in ve Nazmi’nin görüşleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar nelerdir?
12. Selin, Sena’nın görüşüne nasıl bir eleştiride bulunabilir?
13. Mustafa’nın varlık anlayışı, diğer öğrencilerin görüşlerinden hangi yönleriyle ayrılır?
14. Kerem’in varlık anlayışı, diğer öğrencilerin görüşlerinden hangi yönleriyle ayrılır?
(Cevaplar birer (1) cümlelik olsun.)